15 Ocak 2010 Cuma

Sus!



Eski duvarda çalışan hercai bir saat… Bizim ondan ne farkımız kaldı bilmem ki?
Çalışmaya gayretindendir çıkardığı ses işte! . Tik tak tik tak…
Tahta taburenin üstünde eski özlemli resimlerin. Bütün renklere inat sadece 2 renk paklar bizi.
Siyah ve beyaz…
Siyahtır bütün zamanın o bekleten sessizliği; açılmayı bekleyen bir iftar vakti…
Sofrada duran bütün yemeklere inat yememenin, beklemenin acizliği inan ki.
Beklenebilenin sonunu düşünürcesine bir bekleme. Hani kavuşur ya bekleyen… Onun gibi…
Sus! Sus ki sessizliğindeki varoluşum hiç bitmesin. Bilirsin ya ben senin sessizliğini severim.
Sen konuşunca bütün renkler siyah olur. Bilirsin isyanın rengidir siyah! ...
Beyazlarım, kara bahtıma bir örtü misali. Ört beni sessizliğinin o saf beyazıyla...
Dedim ya iki renk paklar bizi.
Sus ki renklerin en güzeline gidebilelim.
Sen sustuğunda biliyorum ki bütün renkler beyaz olur biranda. Sus ki sonsuzluğa ersin düşlerim…
Zamanın, senin, benim ve renklerin buna o kadar ihtiyacı var ki!

1 Ocak 2010 Cuma

2009 mu? 2010 olmasın o? :))


..2009 yılının son süprizi Büşra'mın çıkagelmesiydi..
Yılbaşlarını sevmeyen ben sabah "hadii meliha uyansana oğlum" diye beni dürtükleyen kuzenimi görünce "lan 2010 hoşgeldin."
dedim..
Düşünün o anda bir sempati oluştu bende yılbaşlarına karşı. :)
Hoş geldin 2010 diyiverdim...
Hep gel 2010..
Hep böyle gel.
Hep Büşra'yla gel...