25 Aralık 2009 Cuma
Mazinin hilesi.
...Sevdiğinin geçmişini kurcalaması kadar daha acı birşey daha yoktur.Sorma arzusunun tuzağında karşısındakinin nasıl bir savunma mekanizması geliştirdiğini bilemez. Sordukça merak eder merak ettikçe sorar.Üzdüğünü,yüreğini kurcalarken canını yaktığını bilemez.Kırdığını yavaş yavaş kırıldığını bilemez...
22 Aralık 2009 Salı
Pembe..
Düşlerimin rengiydi..
Buruk çocukluğumda kalan tek renkti.
Pembe..
Şimdi bütün renkler beyaz.
Şimdi bütün renkler kaçtı gitti...
Pembe de.!
Bir dershane çıkışı sokak muhabbeti..
Kış soğuklarının, yağmurun, büyüsü altına girmiş Samsun sokaklarında yalnız yürümek bu aralar nedense tek vazgeçilmezim özellikle saat 18:00'dan sonra... Malum güneş bu aralar erken veda ediyor güne,hemen günü karanlığa esir ediyor. Ve ben bu hali çok seviyorum inanın. Özellikle Samsun-Atakum istikametine doğru yol alan bir dolmuşun cam kenarında 3. sırada oturduğum vakitler. Yüzüme yansıyan yol kenarındaki loş ışıklar...
Etkilenmiyorum desem yalan olur çok çok seviyorum.Karanlığın o yol kenrarındaki lambalarla ihtilalini seyretmek doyumsuz bir zevk benim için. Ehh bilen bilir her zaman karanlığın tarafındayımdır...
Hele de o lambadan sızan ışıkların, camdan yüzüme yansıması yok mu?! Bir an hangi tarafta olduğumu unutup "Beyazz Beyazz" diye beyazı tutasım gelir gibi olur. Ahh çok severim ben o hali.. Çocuklaştığım tek zamandır benim için. Meydanın o köhne sessizliğine, o boş karanlığına karşın bütün yüksekçe binalardan sızan, hatta inci gibi gökyüzüne dökülen ışıkların, o karanlık semada aksettikleri görüntüyü saymazsak.
Kimse sen daha yeni geldin bu şehre azıcık otur,azıcık ağır başlı ol diyemez o zamanlarda bana.Olamamki bir türlü.. Hoplayıp zıplayasım gelir,üstüme çullanan çocukluğum hesap sorarcasına yüzümü acımadan tebessümlere boğar.. Düşünmeden hareket ettiğim zamanlardır bunlar.Rahatça davranabildiğim zamanlar. Çünkü yanımda sadece ölü çocukluğum ve loş renklerler vardır. Her ne kadar inkar etsemde yalnızımdır...
...Nedense bu aralar yalnızlığın tutkusuna esir düşmüş bir köle gibi sokaklarda tek başına salına salına evet tek başımayım ben kendime yeterim edasıyla yürümek daha cazip geliyor bana. Yalnızım ve mutluyum kardeşim diye etrafa gülücükler saçan yüzüm gayet mutlu halinden... :)
Etiketler:
beyaz,
Karanlık,
loş ışıklar,
meliha yaman,
renk cümbüşü,
Samsun,
siyah,
sokak,
sokak muhabbeti,
yalnızlık
16 Aralık 2009 Çarşamba
Çığlıklarının Tepkisizliği
Sadece Kuşların ağlamalarıydı sonsuz karanlıklarında tınlayan. Sana mıydı bu kahpe Kırıntılar?
Öyleydi ki kesti kanayan yerlerimi. Derinden, acı ...
Ağaçlardan dökülen yapraklar değil kuşların gözyaşları sanki ...
Sana bana ona ... Kimin şansına ne gelirse ... İnce, derin, huysuz?
Ya gözlerindeki korku? Soğuktan ya da sıcaktandır belki ...
Sende bak konuşamıyorsun işte! İsyanını bu kadar içine atmandandır belki sözlerinin absürtlüğü?
Belki de bundandır sessizliğinin varoluşu? Sesleri duyamamamdandır konuşamaman kim bilir?
İşte böyle acınabilir haline ... Sessizce, saygısızca, sensiz ...
Sessizdir bütün Çığlıklar evet! Kimse duyamaz ki sessizliğini ... Hayin bir pusu gibi sadece iki kulağımda çınlar çığlıklarının tepkisizliği ... Zekice ve sessiz?
Ve belki sen duyabilirsin bu sessizliğimi? Sadece ve sensizliğim kim bilir sen? ...
Saygısızca sevebilirsin zaten bu şehri ... Kimse seni duyamazken başka hiçbir çaren yok sanki ...
Senden büyük değildir düşünceleri seninkinden büyük değildir. Ufacık belki ... Kum tanesi misali ufalanır gider!
Sensiz kalan bütün sokak köşelerine rağmen ,yapayalnız banka oturan bir kadın vardır mutlaka bir yerlerde. Senin gidişini umursamıyor sanki?
Umur denilen tınıda çoktan kaybolup gitmiştir belki?
Çığlıkların gibi! Tepkisiz ve sessiz! ...
Ve gitmişlerdir belki de tıpkı senin gibi? !
Etiketler:
çığlık,
çığlıklarının tepkisizliği,
gidiş,
meliha yaman,
sessiz,
tepki,
yalnızlık
Sansürler Arasında Sıkışmış Edeb Mağdurları.
Gri bir bulut istiyorum masmavi göklere nazır.Gri bulutlar...
Maviye inat,beyazın saflığına,temizliğine zıt olsun diye gri gri,kirli;kimi zaman yağmurları getiren,kimi zaman hüznü...
Gri bulutları sıkıştırasın var,maviliklere,denizlereigöklere...
Alakası olan bütün konuları savurmak,atmak istiyorum;konumla.Sansurler arasında sıkışmış edeb mağdurları gibi sanki...
Durup dururken kahkahalarımı saydırasım,hıçkırasım var.1,2,3,4...
Gözümden akan dereleri,sulayasım var,kıtlıkta kalanların gözyaşlarıyla,ağlayabilirler belkide bu karanlıkta!
Barışa sövesim gelir gibi,tokatlarımı saydırasım var bütün isyancılara,sanki isyan etmiyormuşum,susuyormuşum gibi...
Tıpkı sansürler arasında sıkışmış edeb mağdurları gibi bütün mağdurlara yetecektir azarlarım,bütün,yarım,tam;hepsine yetecektir!
Karanlıkta bir el feneri taşır gibi sessiz ve sinsice tenine kavuşasım var.Sanki senin kabulûn var gibi;yasaksız,düşünmeden.Edeb mağdurlarına inat sanki!
Tek tek sövesim geliyor zamana,sabahlara ve aynalara..İçimden ve dışımdan..
Sanki sözlerime yetecek sansürleri varmış gibi..
Maviye inat,beyazın saflığına,temizliğine zıt olsun diye gri gri,kirli;kimi zaman yağmurları getiren,kimi zaman hüznü...
Gri bulutları sıkıştırasın var,maviliklere,denizlereigöklere...
Alakası olan bütün konuları savurmak,atmak istiyorum;konumla.Sansurler arasında sıkışmış edeb mağdurları gibi sanki...
Durup dururken kahkahalarımı saydırasım,hıçkırasım var.1,2,3,4...
Gözümden akan dereleri,sulayasım var,kıtlıkta kalanların gözyaşlarıyla,ağlayabilirler belkide bu karanlıkta!
Barışa sövesim gelir gibi,tokatlarımı saydırasım var bütün isyancılara,sanki isyan etmiyormuşum,susuyormuşum gibi...
Tıpkı sansürler arasında sıkışmış edeb mağdurları gibi bütün mağdurlara yetecektir azarlarım,bütün,yarım,tam;hepsine yetecektir!
Karanlıkta bir el feneri taşır gibi sessiz ve sinsice tenine kavuşasım var.Sanki senin kabulûn var gibi;yasaksız,düşünmeden.Edeb mağdurlarına inat sanki!
Tek tek sövesim geliyor zamana,sabahlara ve aynalara..İçimden ve dışımdan..
Sanki sözlerime yetecek sansürleri varmış gibi..
Etiketler:
Edeb,
Edeb Mağdurları,
isyan,
meliha yaman,
Sansürler
Kalemin siyahı
Biliyorum..
Kalemimde hep bir isyan var hep bir hüzün..
Ama gözyaşlarım benim kaderimmiş!.
Sonbaharlar yaşamışım taa içimde.
Kimi zaman dökülen yaprakları toplamış,kimi zamanda elimdeki yaprakları savurmuşum hayatın o hırçın esen rüzgarına…
Rüzgarın saçlarını taramışım bazen de kuru yapraklarla.
Dağınık,kıvıcık saçlarıma inatla…
Yaşanmışlığıma sözüm yok! Yaşayamadıklarım var benim aklımda,yaşamadıklarım…
Zaman denizinde bir dalga misali ulaşamadığım limanlara yanıyorum.Ulaştıklarıma değil çığlıklarım! Ulaşamadığım zamana ve sana…
Etiketler:
Aşk,
isyan,
kalem,
kalemin siyahı,
meliha yaman,
siyah
12 Aralık 2009 Cumartesi
Yalnızlık yağmuru
Yağmur yağıyordu sabahlara.Ben en çok senin geceni seviyordum.
Gözyaşlarımı belli etmeyen geceni.
Gün doğuyordu ben ölüyordum.Mutluluk bana o kadar uzakki
Sahte gülüşlerim bile mutlu etmiyordu güneşi.
Sular akıyor,ben de sular gibi
Ordan oraya kaçıp gidiyordu gözlerim.
Sen orada duruyordun ben hiç yoktum.
Kaçıyordum belkide;
senden,güneşten ve beni bağrına saran geceden..
Korkuyordum,Korkularım fener oluyordu yıkık güne..
Sen vardın ,hep sen varsın..
Ben yoktum,sana yokum..
Hiç olmadım...
Mahlasım "Aşk"
“Nerden bilebilirdik ki? Güneşin bu kadar büyük ve sensiz olabileceğini..”
Ellerimde kalan hüznünü tekrar savurdum, serpiştirdim gidişinde solan papatyalara..
Hatırlasana, ne çok severdin sen, her gece kalkıp onları sulamayı..
Konuşurdun kim zamanda. Duymam sanırdın ama ben hep duyardım seni..
Saksınına adımızı yazdırmıştın bana zorla…
Bakamadım, soldu çiçeklerin.. Senin gibi konuşamadım onlarla.
Senin gülüşlerini paylaştığın papatyalarla hıçkırıklarımı paylaştım, ağlamalarımı…
En çok pencerenin kenarına geçip saçlarını savuruşunu özledim. Beni pamuk tarlalarına götüren sapsarı saçlarını.
Şimdiyse pencereme konan kuşların kanatlarını izlemek kaldı bana…
Ama eksik birşeyler var sanki, sarı değiller, savrulmuyorlar da?!
Artık gelmiyorlar ayrıca…
Sen varken hiç yokluğunu düşünmemiştim.
Nefesimmişsin gibi şimdi… Sabahları uyanmak bilmiyorum gecelerim hep soğuk geçiyor.
Sen yokken soluk almamın ne anlamı var ki?…
Ben yaşamayı, hayatı sana zincirlemişim. En önemlisi kendimi…
Oysaki sen varken okuduğum dergiler vardı. Şimdi kapıda bir yığın, koca bir kağıt yığını, hala okumadım…
Her şeye zamanım vardı, şimdi kendimi sensizliğe adadım.
Mahlaşım aşkmış, sen gidince anladım.
Etiketler:
Aşk,
mahlas,
mahlasım aşk,
melihayaman,
yokluğun
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






