12 Aralık 2009 Cumartesi

Mahlasım "Aşk"


“Nerden bilebilirdik ki? Güneşin bu kadar büyük ve sensiz olabileceğini..”

Ellerimde kalan hüznünü tekrar savurdum, serpiştirdim gidişinde solan papatyalara..
Hatırlasana, ne çok severdin sen, her gece kalkıp onları sulamayı..
Konuşurdun kim zamanda. Duymam sanırdın ama ben hep duyardım seni..
Saksınına adımızı yazdırmıştın bana zorla…
Bakamadım, soldu çiçeklerin.. Senin gibi konuşamadım onlarla.
Senin gülüşlerini paylaştığın papatyalarla hıçkırıklarımı paylaştım, ağlamalarımı…
En çok pencerenin kenarına geçip saçlarını savuruşunu özledim. Beni pamuk tarlalarına götüren sapsarı saçlarını.
Şimdiyse pencereme konan kuşların kanatlarını izlemek kaldı bana…
Ama eksik birşeyler var sanki, sarı değiller, savrulmuyorlar da?!
Artık gelmiyorlar ayrıca…
Sen varken hiç yokluğunu düşünmemiştim.
Nefesimmişsin gibi şimdi… Sabahları uyanmak bilmiyorum gecelerim hep soğuk geçiyor.
Sen yokken soluk almamın ne anlamı var ki?…
Ben yaşamayı, hayatı sana zincirlemişim. En önemlisi kendimi…
Oysaki sen varken okuduğum dergiler vardı. Şimdi kapıda bir yığın, koca bir kağıt yığını, hala okumadım…
Her şeye zamanım vardı, şimdi kendimi sensizliğe adadım.
Mahlaşım aşkmış, sen gidince anladım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder